Steve DINGER

Steven A. DINGER 

S/V TIVOLI - 472 Catana Catamaran 
(25 Temmuz 2007 de yazılmıştır,)

İlk önce kendimi tanıtayım, ben Steven Dinger. Ben ve eşim şu anda bir Catana 472 sahibiyiz. Birçok Catana sahibi gibi bizim de önce tek gövdeli teknemiz vardı. İlk teknem 25’ sloop tu sonra 32’ Garden tasarımı aldım ve 14 yıl onu kullandım. İkisi de ağır gövdeli teknelerdi.
Size anlatacağım, doğru çapa seçmenin önemine ilişkin bir gece ve gündüzün hikâyesidir.

Eşim ve ben Haziran 2006 da Fransa dan başlayıp Korsika, Sardinya, İtalya, Hırvatistan, Yunanistan ve son olarak Türkiye yi gezmek üzere , Canet en Roussillon dan güzel bir geziye başladık,. Gezi çok güzel planlanmıştı, fakat demirleme konusu geziyi dayanılmaz bazen de tehlikeli hale getirmişti. Bizim katmaranımız, Tivoli’nin yüksek güvertesi, çapasının üstünde fazla gezmesine neden oluyordu. Çapamız 25kg D…. ( 47’ Catana’nın standart çapası) nin tutunduktan sonra taramaya başladığını fark ettik. Ben buna demirleme de “Yanıltıcı Güvenlik” diyorum, (çapanızın tuttuğunu zannedip yarım saat sonra taramaya başlamak). Bu konu üzerinde çalışmam gerektiğini biliyordum ancak yolumun üzerinde hiçbir yerde daha büyük bir çapa bulamadım. Bu yüzden her demirleme de 50- 60 metre zincir bırakıp demirlediğimiz yerin kalabalık olmaması için dua ediyordum. Bu sistem Fransa da işe yaradı fakat Korsika ve Sardinya da demirleme yerleri kalabalık olduğu için işe yaramadı. Bu yüzden, teknemizi mümkün olduğunca uzağa götürüp 90 dakika da bir uyanıp çapanın durumuna bakıyordum. Fakat bunun üstüne sonunda Hırvatistan’a geldiğimizde demirleme sıkıntımız iyice arttı. Burada demirleme yerleri hem daha derindi hem de 35 knot lık boralar her gece dağların arasından bulunduğumuz yere doğru esiyordu. Bu dönemde uyguladığım sistem zinciri sığındığımız yerin derin bölümüne bırakıp 23:00 dan 05:00 a boraların bitip demirlemenin tekrar güvenli hale gelmesini bekleyerek kokpitte GPS’i seyretmekti. Yaklaşık bir hafta sonra uyku düzenim bozulduğu için stresli birisi olmuştum. Sabahın erken saatlerinde demiri yeniden tutturmaya çalışmak bir piknik şekli değildir. Gezimizin geri kalanını kurtarmak için bazı değişiklikler yapmam gerektiğin biliyordum.

Jurgen ile tanıştım. Kendisi sattığı çapaları ve bu sularda 10 yıldır gezdiği için de Hırvatistan’ı çok iyi biliyor gibi gözüküyordu. Bana 25kg D…. nın katamaranımız için iyi bir seçim olmadığını söyledi. Bizim tekne karakterimiz için minimum çapa ağırlığının 45kg olması gerektiğini söyledi. Ayrıca 20metre daha 10mm lik zincir eklememizi tavsiye etti.

Onunla aynı fikirdeydim, fakat Dubrovnik bölgesinde o boyutta bir çapa veya 80metre 10mm zincir yoktu. O yüzden Jurgen charter arkadaşı Pula’yı aradı ve 45kg B…… çapanın Almanya dan Split’e yollanması için anlaştı. Split bir sonraki durağımız oldu, yolda da birçok demirleme sıkıntısı yaşadık. Bazıları o kadar tehlikeliydi ki hala düşündükçe ödüm kopuyor. Teknede misafirlerimiz olduğu için, bütün gece uykusuz kaldıktan sonra sabaha mutlu başlamak ve yeni bir yere gitmek istemek hiç kolay olmuyordu.

Split e ulaştığımız zaman çapanın tarayıp taramadığını gözlemekten miyop olmuştum. Splitte iken, Jurgen’in arkadaşı ile buluştum ve yanında en iyi çapanın W… olduğunu iddia eden 51’ tek gövdeli tekne sahibiyle tanıştım. Jurgen ve benim yanımda demirlemeyi denediğinde, çapanın hemen tuttuğunu gördük. O yüzden zincirine bosa vurdu ve bize gülümsedi. Yaklaşık 30 dakika sonra çapası tarıyordu, ben tekrar buna “yanıltıcı güvenlik” dedim. W… gövdesinin çok keskin olduğunu bu yüzden hemen gömüldüğünü fark ettim. Fakat gövde aynı zamanda çok dar olduğu için üzerine yük bindiği zaman özellikle yosunlu bölgelerde gömüldüğü yerden çıkıp taradığı dikkatimi çekti. Diğer taraftan kolunun uzun ve düz olması da dikkatimi çekti. Bu da çapayı başa çekerken katamaranın önündeki ağa vurmasına neden olacağı için hiç iyi değildi (bu sorun B…… de de vardı). Bizim katamaran için W… de iyi bir seçim değildi. Şu an 80metre zincir ve 45kg B…… ile demirleme problemimizi çözdüğümüzü düşünüyordum. Dubrovnik e geri dönerken yeni çapamızı deneme fırsatımız oldu. Güzel bir seçim olarak gözüküyordu. Çapamız tutuyordu ve ben tekrar uyumaya başlamıştım.

Dubrovnik te bir gün geçirdikten sonraki gece Yunanistan sularına ulaştık. Tranquil koyunda B……’i bıraktım ve 50metre kaloma verdim. Çapa tutmadı. Tekrar denedim, şaşırtıcı bir şekilde, çapa tekrar tutmadı. B….. bütün Tranquil koyundaki uzun yosunların üstünde kayıyordu. Yanımdaki Brit “çok fazla yosunun içindeyiz” çapayı sert zeminde tutturmalısın dediğin de şaşırmıştım. Üçüncü deneme işe yaramış gibi gözüktü(hiç rüzgar yoktu ve derinlik 12metreydi) . Problem bir kaç defa daha tekrar edince tekrar doğru çapayı bulamadığımdan şüphelenmeye başladım. Bu o kadar para harcadıktan ve B…… kullanıcılarının bu çapanın kendi teknelerinde iyi çalıştığını söylediklerini duyduktan sonra hiç hoş değildi. Porto Rafti de hafif bir meltem altında 3 kere demirleme de başarısız olduktan sonra yanlış çapayı aldığıma emin olmuştum. Son fiyasko da Simi adasında öğle yemeği yerken Tivoli’nin çok hafif rüzgârda taramasını görmem oldu. Yarım mil koşup, dingiyi çözmek ve teknemiz koyda kayalıklara oturmadan once yetişmek zorunda kaldım. 58 yaşında biri için iyi bir tecrübe değil(okulda bile yarım mil koştuğumu hatırlamıyorum). Gezinin geri kalanı olaysız geçti ve Marmaris Yat Marina ya vardık. Senenin geri kalanında demirleme yoktu. Tanrıya Şükür! Kışın San Francisco bölgesinde evdeyken, bir temel önceliğim vardı, bir kere ve sonsuza kadar demirleme problemini çözmek. Ulaşılabilen bütün büyük çapa testlerini inceledim. 

İngiliz Admiralty testi, Boats US, West Marine, Cruising World, Sail. Hepsini okudum. “anchor testing” başlığıyla google da araştırma yaptım ve imalatçıların diğer çapalarla ilgili çok ilginç tartışmalarına ulaştım. Bu çok aydınlatıcıydı ve çapa konusunu anlamaya başladığımı hissettim. Seçimi mi S…. ,daha büyük D…., W… ve geleceğin çapası olmaya iddialı olan yeni tasarım R….’ya indirgedim. R…. ile birçok yazışmam oldu ancak Türkiye de bayileri yoktu ve gümrük ve kargo masrafı da çapanın fiyatına denk geliyordu. Bu yüzden geriye S…., D…. ve W… kaldı hepsinin de Türkiye Marmaris’e gelmesi sıkıntılıydı. Catana sahipleri e-mail grubunda S…. ile ilgili bazı çok iyi ve çok kötü yazılar okumuştum. Kullananlar her zeminde iyi tutmasından memnunlardı. Ancak Alüminyum S….’in dayanıklılığından çok şikayet vardı ve kolu hayal edemeyeceğiniz şekilde yamulabiliyordu. Galvaniz S….’in de kolu yamuluyordu. Teknemiz 90 derece dönebildiği için bizim için S…. doğru bir seçim değildi. Hala W… ile ilgili Siplit, ırvatistan da ki gözlemimiz aklımdaydı. Tarayan yeterince çapa sahibi olduğumuz ve W… nin de kolunun B….. gibi uzun olduğunu ve çoğu baş makarasında düzgün çalışmayacağını düşünerek W… yi de gözden çıkardım.( Kopya W… lerin Marmariste çok ucuza satılmasına rağmen.) Belki bir çözüm buluruz diye bir kez daha R…. temsilcisine döndüm. Fazla vaktim kalmamıştı, bahar yaklaşıyordu ve Mayıs’ın sonunda Marmaris’e gidecektim.
Şanslı bir şekilde Oakland California Yelken Fuarına katılmaya karar verdik. Standımızı kurarken, Ultra Çapa’nın sergilendiği standa geldik. Bütün çapaların ufaklarını kum havuzunda sergilemeleri hoşuma gitti. İşte burada ki çapa bütün zeminlere penetre edebilmesi için keskin uçlu ve ucu “içi kurşun dolu” yapılmış. Gövdesindeki geometrik açılar çapanın daha dibe gömülmesini sağlayacak şekilde tasarlanmış. Kolunun açısı zemine minimum kaloma ile tutunmasını sağlıyor ve koldaki yumuşak kıvrım çapanın baş makarasına kolay girip çıkmasını sağlıyor. Yandaki kulaklar çapanın tekrar tutunmasına ve rüzgâr yönündeki değişime karşı konmuş. Çok kolay kendini tazeliyor. Kolu destekleyici ve “şamandıra” bağlamayı sağlayan paslanmaz bar şeklindeki destekte dikkatimi çekti. Bu çapanın tasarımına çok ciddi özen gösterildiğini görebiliyordum. Şimdi kendini “gerçek dünyada” satması gerekiyordu. Sovereign BBQ den Aaron bizi görüp yanımıza geldi(bir yıl önce tekneme ondan BBQ almıştım) . Ona bu çapanın nerde yapıldığını sordum, bana İstanbul, Türkiye dedi. Şaka yapıyorsun? dedim. Hayır, İstanbul da yapılıyor dedi. Teknemim Türkiye’de Marmaris’te olduğunu ve oraya çapa yollanmakta zorlandığımı söyledim. Birkaç gün sonra, İstanbul’daki imalatçıyı buldum ve Ultra Çapa ile ilgili birçok bilgi almak üzere onlarla diyalog kurdum. Başka bir çapa seçim hatası yapmak istemiyordum. Kanıta ihtiyacım vardı. Temsilcinin akıcı İngilizcesi ve bir ay boyunca sorularıma verdiği cevaplar beni çok memnun etmişti. Hiç kuşkum kalmamıştı. Ultra Çapa alacaktım, tek sorun hangi boyutu seçmem gerektiğiydi. 35kg mi yoksa 45kg mi almalıydım? Pula’daki arkadaşım Jurgen “Steve bunu daha once konuşmuştuk, 45kg al büyük rüzgârlar da güvenli olur, normal demirleme de fark etmez.” Haklıydı. 45kg aldım. Ultra çalışanları kişisel olarak Marmaris Yat Marina’ya ben vardıktan 2 gün sonra çapanın teslimini sağladılar. Her şey tam olarak onların söylediği gibiydi. Dürüst profosyeneller ile çalışmak ne kadar güzeldi.

İşte Ultra Çapanın Tivoli 472 deki gerçek testi başlamıştı. Türkiye de Marmaris’ten Fethiye’ye gittik. Her demirleme, başarılı geçti ve hepsinden sonra şnorkelimi alıp daldım ve her seferinde demirledikten saatlerce sonra bile çapanın durumunda en ufak değişme olmadığını gördüm. Ultra Çapa 1 metrede gömülüyordu. Gömülmek dediğim, çapanın koluna kadar gömülmesinden bahis ediyorum. Bir keresinde rüzgâr 180 derece döndü ve çapa kendi uzunluğu içinde kendini tazeledi. Karıma Ultra Çapanın bu kadar iyi çalışmasının hayret verici olduğunu söyledim.( Bir keresinde F……’in bunu kendi uzunluğunun 3 katında yaptığını görmüştüm. F….. deki sıkıntı onu hiçbir zaman baş makaramıza oturtamamamız olmuştu. Sadece elle ya da kıçtan atılmak üzere tasarlanmış bir çapa.)
Türkiye de bir kere bile taramadan ve çapayı tutturma problemi olmadan dolaştık. Tekneyi bırakıp uzun turlara katılabiliyor ve en önemlisi artık geceleri uyuyabiliyordum. 

Daha önce çok problem yaşadığım Yunanistan’da, karım ve ben Dhenoussa yakınlarında kuvvetli bir Meltem’e yakalandık. Ufak bir yerde 35-45 knot esen rüzgarda 2 gün hiç taramadık. Bosa kancasının bir kolunu kaybetmemiz yüzünden teknemiz çok sert dönüşler yapsa da, GPS ime göre Ultra Çapa en ufak kıpırdamadı.

Ultra Çapa ile ilgili ne kadar heyecanlı olduğumu tahmin edemezsiniz. Benim saygımı defalarca kazandı. Katamaran ya da çapası üstünde gezinme eğilimi olan herhangi bir tekne için mükemmel seçim. Yatırımlarını korumak ve teknelerinde rahat uyumak isteyen herkes için mükemmel seçim. Bu çapayı teknelerinin kalitesini, kendilerini tehlikeden uzak tutacak demirleme ekipmanlarında da yaşamak isteyen herkese çok şiddetle tavsiye ederim.

Geçen sene ile bu sene arasındaki fark “gece tekrar gece, gündüz tekrar gündüz” oldu. Kendinize bir iyilik yapın ve son teknolojinin bütün avantajlarını taşıyarak sizi ve ailenizi tehlikeden uzak tutacak bu çapayı alın. Tekneniz için sonsuza kadar ihtiyaç duyacağınız son çapa olacaktır.

 

Steve A. DINGER'in diğer bir yazısından;

Geçen geceki 45 Kt. Meltemden sonra, benim en iyi çapa adayım Ultra S/S. Bir bakın nedenini anlayacaksınız. En iyi tasarlanmış çapa, ben birçok araştırma yaptım ve West Marine çapa testlerini okudum. Eğer onlar testlerini bir ara Yunanistan ve Türkiye de yaparlarsa eminim oradaki sonuçlar uzun yosunlu ortamlarında devreye girmesiyle ciddi şekilde değişecektir. Santa Cruz California da çamurda test yaptıklarında, çok yakın iki yer kullandılar o yüzden bazı ilginç sonuçlara vardılar.
Geçen sene aldığım birçok çapadan sonra, bütün kış titizce araştırıp Ultra Çapa almaya karar verdim.
Şu an Fethiye Göcekte 1451 ve rüzgâr yeni dinmeye başladı, haberlerde geçen geceki gibi olmayacağı söyleniyor. Ben de Ultra Çapamla cennette yeni bir güne gülümsüyorum.


Steve DingerS/V Tivoli--472 #8 Hull #30